İLK YAZININ GÜNAHI OLMAZ.

Ülkenin 24 saatlik herhangi bir dilimine bakın , yazacak en az 4-5 konu ile karşı karşıya kalırsınız.
Bu durumda birini seçmek ve yazmak mı doğru olur ,yoksa günlerce tartışılıp tek ,tek çözüm yolları bulunması gerekli çoğu konuyu tekrar hatırlatmak mı faydalı olur karar veremedim.
İlk yazının bir günahı olmasa gerek diye düşünerek genel bir tablo çizmek istedim.
Ülkemizin zenginlikleri gerçekten çok fazla.
Bu zenginliklerin paylaşımı ise oldukça garip.
Hakça paylaşım üzerinde kafa yormadan , hakkımız olanı talep etmek de imkansız gibi görünüyor.
Kişisel , bölgesel , sektörel gelir dağılımları, hep eşitsizlik temeline oturtulmuş.
Milli kaynaklardan elde edilen paylar, devlet kamu ihalelerinden elde edilen gelirler , birilerinin adamı veya iktidarların yakını olma durumunuza göre değişebilir.
Daha çok yada , daha az gelir elde etmeniz ne yazık ki ,genel olarak bu tip durumlarla belirlenir.
Örneğin ;
Elit ve küçük zümrelerin , ülke gelirlerinin önemli bir kısmına etki etmesi , milli gelirlerden , elde edilen payın bu gruplara pay edilmesi , milli kaynakların bu gruplara düşen, düşürülen tırnak için de “haklarıdır “.
Bu arada , elbette, emekçi , işçi , memur , emekli gibi biz olan larada, bu pastadan ufak da olsa bir pay düşmektedir.
Üstüne üstlük , birde bonus hakkımız vardır .
Hakça paylaşımdan, bize düşen extra kazanımlardan bir kaçından örnekler verelim .
Doğal felaketler mi ararsınız acımasız rant a ,plansız ve geleceği olmayan anlık veya dönemsel iktidar heveslerine tokat gibi inen.
Ve bunun bedelini her zamanki gibi , yoksul , emekçi , kendi başının çaresine bakmayı kader kabullenmiş insanımızın ödemesini mi ararsınız yoksa.

Dünyada İnsan haklarının , paramparça edilişinimi ,hak ve özgürlüklerin lime,lime doğranmasınımı ararsınız.
insan olmanın en doğal gereksinimi ,devlet olabilmenin olmaz sa olmazı olan adalet ve adil yargılanma mücadele lerinimi ararsınız.
Ülkemizde halen ivme kaybetmeden , kadınlara ve çocuklara karşı uygulanan ve bunu bir üstünlük unsuru gibi gören sözde insanlara bu ülkenin nasıl ve niye maruz kaldığının nedenlerini de aramak lazım elbette.Payımıza düşenlerden en ağır I da budur belkide.
Tüm bunları , aramamak için yöntem çok basit ;
Ne yazık ki ülkemiz suni gündem yaratma konusunda oldukça yaratıcı ve inanılmaz bir rezerve sahip.

Suni gündemlerle zamanımızın uçup gitmesine izin verenlerede ,
Toplum un gerçekçi gereksinimlerini , suni gündemlere kurban edenlere de, Her hafta başka bir kurgu ve senaryo ile milletin karşısına çıkanlara da ,
Sormak lazım ;
Beslenme
Barınma
Korunma
Adalet içinde yaşama
Güvenli bir yaşam sürme
Geçinebilme
Bu başlıklarla ilgili somut neler yaptıklarını ?
Suni gündemlerle , gerçeklerin önüne set çekilmesini omuz omuza vererek , dayanışarak , yan yana durarak engelleyebiliriz.
Yaşamın, doğasında var olan mücadele ruhunun , kendi içimizdeki yansımalarının da her an ve her alanda farkında olmayız.
Bu mücadele ruhunun mayasını düşünce ve söylemlerimize nihayetin dede eylemlerimize mutlaka katmalıyız.
Tıpkı Hz Hüseyin’in Kerbela’da , bir milim bile eğilip bükülmediği gibi , davasından zerre geri durmadığı gibi , bizde geleceğimiz için hayatın her alanında demokratik bir biçimde , kimsenin hakkını , hukukunu çiğnemeden , daha güzel , daha demokratik , daha özgür yarınlar için mücadele etmeliyiz.
Bu vesile ile tüm canların Muharrem ayı oruçları kabul ola diyerek ilk yazımızı sonlandırıyorum.

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.