Mustafa Kemal diyebilirsiniz. Mustafa Kemal ATATÜRK’de diyebilirsiniz.

Dünden beri gerek haber kanalları gerek sosyal medya üzerinden bir takım tartışmalar gözüme çarpıyor. Bir kısım popülistlerin birbirlerine ile Mustafa Kemal Atatürk üzerinden tartıştıklarını görmekteyim.

Vatanın her tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve ülkenin bir fiil köşesi işgal altındayken 19 Mayıs 1919; yılında Bu ülkenin kurtarıcısı Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal adındaki 9.Ordu Müfettişi olarak ayakbastı. Şimdi diyeceksiniz ki Devleti İstanbul’dan yöneten yetkililer nasıl oldu da Mustafa Kemal’in Samsun’a gitmesine müsaade ettiler. Kısaca onu ’da sizlere anlatıyım.

Birinci Dünya Savaşı yakından takip eder. Osmanlı’nın İttifak Devletleri’nin yanında savaşa girmesiyle üstlerinden kendisine faal bir görev verilmesini ister. Uzun ret cevaplarına rağmen ısrarı üzerine Başkumandanlık onu Tekirdağ’da oluşacak 19. Tümen Komutanlığına tayin eder. Gelibolu’daki 5. Ordunun başına geçen Alman Generali Liman Von Sanders oluşabilecek düşman taarruzuna karşı kendi kuvvetlerini üç gruba ayırır. Mustafa Kemal’in önderlik ettiği kuvvetler de ordu ihtiyatına dâhil edilir ve Mustafa Kemal bu plan üzerine 18 Nisan 1915’te Çanakkale’deki Biga ilçesine geçer.

Düşman birliklerinin 25 Nisan 1915’teki çıkarmasının ardından Mustafa Kemal kuvvetlerini Conkbayırı’na sevk eder ve Atatürk’ün önderliğindeki kuvvetlerin taarruzu sayesinde İngiliz askeri geri çekilmek zorunda kalır. İşte Atatürk “Ben, size taarruz emretmiyorum; ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar geçebilir!” emrini verdiği tarihi dönemde, Çanakkale Cephesi’ndeki üstün başarıları sayesinde 1 Haziran 1915’te Albaylığa terfi eder. Çanakkale’deki üstün başarılarından sonra halk tarafından tanınan ve sevgisini kazanmış olan Mustafa Kemal artık halk arasında ‘’Anafartalar Kahramanı’’ olarak tanınmaya başlar. Çanakkale Savaşı’nın ardından Edirne ve Diyarbakır’da görev alan Mustafa Kemal 1 Nisan 1916’da Tümgeneral rütbesini kazanır. O devrede ayrıca Doğu Cephesi’ndeki Rus saldırılarını durdurmasını bilen Atatürk 7 Ağustos’ta Muş’u, 8 Ağustos’ta da Bitlis’i düşman işgalinden kurtarır.

Böylesi geniş imkânlara sahip yetkiyi verenlerin Mustafa Kemal’in amaçlarını anlayamamışlardır. Aslında tek dertleri Mustafa Kemal’i İstanbul’dan uzaklaştırmak olmuştur. Daha önce kazandığı Savaşlar, Liderlik, Önderlik ve Askeri Rütbeyle ülkenin pek çok yerinde miting ve gösteriler örgütleyerek 22 Haziran 1919’da Amasya’da Tam Bağımsız Türkiye’nin temellerini oluşturan ilk kuruluş belgesi olarak bilinen Amasya Genelgesi’ni yayınlar. Hükümetin gittikçe daha fazla dikkatini çeken Mustafa Kemal, gerek dönemin padişahı ve Savunma Bakanlığı tarafından ısrarla İstanbul’a çağrılınca bunu reddeder ve bunun üzerine 8 Temmuz’da resmî görevine son verilir. Bunun üzerine aynı gün askerlikten de bizzat kendisi istifa eder. İstifa ettiği vakit hakkında tutuklamalar ve idam fermanları çıkarıldı. Mustafa Kemal, mücadeleyi artık sivil olarak sürdürecekti.

Önder,  23 Nisan 1920’de bir Cuma günü öğleden sonra kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Meclis Başkanlığına seçildi. Artık Türkiye’de 2 ayrı meclis 2 ayrı hükümet vardı.

İstanbul Meclisi, Bağımsızlıklara karşı kendi kellelerini kurtarma çalışan dışa bağımlı bir saltanat düzenini devan ettirmek isteyen kimselerden oluşmaktaydı.

Ankara Hükümeti Doğu’da, Güney’de, Batı Anadolu’da pek çok Emperyalist güçlere karşı bağımsızlık savaşı veren Türk Ordusu, Ülkenin ulusal bağımsızlık mücadelesini sürdüren bir hükümetti. İşte Tam bu dönemde,  Gazi Mustafa Kemal TBMM tarafından 5 Ağustos 1921’de Başkomutan seçilir. Bu rütbe, ‘’Savaşta bir devletin ordularının tümünü komuta eden en büyük komutan’’ anlamına gelir.

Bu noktaya kadar yazdıklarımda Mustafa Kemal, Önder, Gazi Mustafa Kemal diye bahsettim. Peki neden diye sorarsanız, o dönemde ‘’Soyadı’’ kanunu çıkarılmamıştır.

Demek istediğim şunlardır. ;

Halkımıza bağımsızlık kazandırmış, Yıkılmış, dağılmış ve işgal edilmiş bir devletten, bu ülkenin emekçi halkına “Yeni Vatan, Yeni Bir Cumhuriyet’i” yokluktan var eden Cumhuriyet’in ilerlemesi için Aralıksız Devrimleri örgütleyen Mustafa Kemal Atatürk’e, Mustafa Kemal diyebilirsiniz. Gazi Mustafa Kemal diyebilirsiniz. Gazi Mareşal Mustafa Kemal diyebilirsiniz. Gazi Başkomutan Mustafa Kemal diyebilirsiniz. Kemal Atatürk diyebilirsiniz.

Ülkemizde ne yazık ki Atatürk’e hakaret edenlere, onun bıraktığı devrimlere ihanet edenlere, milli bayramlarda hasta olanlara ve Atatürk’e ‘’kefere kemal’’ diyenlere bu kadar tepki gösterilmedi.

Önemli olan nasıl hitap ettiğin değil, neden hitap ettiğindir…

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

 durdugezerce 14 Eylül 2020 Cevapla
0 0

Güzel bir anlatim olmus