Vurun EBAlıya.


Türkiye’de eğitim oldum olası kanayan bir yara halinde olmuştur. Savaştan çıkmış birçok insanını, savaşta şehit vermiş bir ülke olarak okur yazarların elinden; mekteplilere dönüşmüşüz ‘mekteplerin elinden ;eğitimli birer bireylere dönüşmüşüz ve kimimiz beğenmese de köy enstitüleri’nin kurucusu Hasan Ali Yücel’ e İsmail Hakkı Tonguç’ un emekleriyle eğitim alan, öğrenen, öğrendiği yetmezmiş gibi makine gibi çalışan üreten ve mantar misali gittikleri her yerde eğitimli, kültürlü, vatanına ve milletine faydalı bireyler yetiştiren bir sistem kurmuşuz. Fakat bu sistemde yine bilgili, birikimli, eğitimli insanların olması işine gelmeyenler tarafından tarumar edilmiş. İçi boşaltılmış ve zamanla yok edilmiş ne yazık ki.

Bugün Türkiye’nin edebiyat, sanat, fizik, kimya, biyoloji gibi alanlarında başarılar sağlamış ve hizmetler vermiş birçok önemli şahsiyetleri de yine bu köy enstitülerinden mezun olmuşlardır. Bugün geçmişe dönüp baktığımızda o günlerden bugüne gelen yok. O süreçten sonra kendisini geliştiren; bilim insanımız, edebiyatçımız, fizikçimiz, nitekim önemli şahsiyetlerimiz ilgilendikleri dallara ayrıldığında maalesef ki iki elin parmaklarını geçmemektedir. Gel gelelim “kedinin ip yumağı ile oynadığı gibi” oradan oraya savrulan, darmadağın bir eğitim sistemimiz var. Her gelenin bilimden, gerçeklikten uzak kendi zihniyet döngüsünü yansıtan sistemlerin ele geçirdiği bir yapıyla maalesef ki geleceğimiz olan çocuklarımız baş başa bırakılmıştır.

Elbette ki bu konuyla alakalı sayfalarca yazı yazılabilir, hatta kitaplar bile yazılabilir ama gel gelelim asıl söylemek istediklerime; aslında çocuklarımızla ve onların geleceği ile nasıl oyun oynadıkları dır. 2019 Aralık ayında Çin’de bir virüs ortaya çıkıyor ve nitekim bu virüs resmi kanalların açıkladığı doğrultuda Mart ayında ülkemizde görülmeye başlanıyor. Ülkemizde görülmeye başlandıktan sonra okullar tatil edildi ve uzaktan eğitim yapılacağı söylendi. EBA dedikleri bir sistem fakat ne kadar Eba dır ki hiçbir işe yaramadı. Eba TV’ler kuruldu. Video görüntüleri çekildi. Dersleri anlatan öğretmenlerle birinci sınıfın dersini anlatana bakıyorsun, ikinci sınıfı, üçüncü sınıfı, dördüncü sınıfı derken bütün sınıfları anlatıyor. Matematiği, fiziği, kimyayı, edebiyatı, tarih, coğrafyayı derken bütün dersleri anlatıyor. Böyle bir saçmalıkla karşı karşıya kaldık. 15 dakika ders 45 dakika teneffüse döndük. Televizyonun başında aman o dersi kaçmasın aman bu ders geçmesin koşuşturmacasına düştük. Yani işin aslı boynumuza kadar rezilliğe battık. Nasıl olacak derken dediler ki sınıf tekrarı olmayacak 1. Dönemdeki notlar 2. Dönem için de geçerli olacak. Madem Birinci Dönemdeki notlar ikinci dönem için de geçerli olacaktı neden Eba saçmalığı ile uğraştık. Hadi bunu da kabul ettik 3 aylık yaz tatili boyunca neden iyi bir yazılımla dijital eğitim altyapısını oluşturamadık.

Sahi dijital eğitim altyapısı derken bir Fatih projesi vardı; herkes de tabletler olacaktı ne oldu proje bilen var mı? Tabii ki de yok velhasıl kelam biz bu rezillikler bitti okullarımız 31 Ağustos’ta açılacak diyorduk ki hop 21 Eylül’e ertelendi 21 Eylül geliyordu hop bir daha ertelendi ve şimdi tekrardan Ebalıyoruz. Sahi bu eğitimi Ebalılaştırıp mı versek yoksa ebalıtırmasakta mı versek nasıl olur maaş yükünden de kurtuluruz.
Başta da söylediğim gibi köşe yazılarını bırakın kitaplar romanlar cilt cilt ansiklopediler yazılır. Nasıl bir eğitim sisteminin rezil edildiğine dair nasıl geleceğin rezillikler üstüne inşa edildiğine dair bu yazıyı kalem almaktaki sebebim aslında altta yazacaklarım dır.

Kamyon yüküyle bu kadar sorunun olduğu eğitim sistemimizde bir de ulaşım sıkıntımız var. Aslında bu yazıyı yazmamdaki en büyük sebep bir vatandaşımızın çığlığına ses olmak amacıyla yazdım. Yeşilkent mahallemizde ikamet eden bir vatandaşımız çocuğunu Tahtakale mahallesinde bulunan Şehit Şerife Bacı lisesi’ne kaydettirmiş. Tam çocuğumu bir okula kaydettirdim, okuyup lise mezunu olup hayallerine bir adım daha yaklaşacak diye sevinemeden; bu sefer de ulaşım sıkıntısı ile mücadele etmek zorunda kalmış. Nitekim Tahtakale mahallesi merkeze uzaklığı ile Avcılar’ın en uzak mahallesidir. Ulaşım sıkıntısı orada yaşayan halkımızın Avcılar merkezine ulaşması konusunda en büyük sıkıntıdır. Nitekim Yeşilkent’te yaşayan ve Tahtakale’de bulunan liseye kaydını yaptıran 500 öğrencimizin de en büyük sıkıntısı haline dönüşmüştür. Gerek Avcılar’dan gerekse Yeşilkent’ten direkt ulaşımın olmadığı Tahtakale’ye bu çocukların gidebilmesi için yetkililerden bir çözüm bekleniyor.

Bir minibüs hattı, bir İETT hattı veya başka bir alternatif, yapmanız gereken bu çığlığı duymanız…

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.