GÜZEL GÜNLER GÖRECEKMİYİZ ÇOCUKLAR

Geçenlerde Finlandiya’nın genç Başbakanı Sanna MARİN bir açıklamada bulundu.
Dedi ki, işçiler hafta da 5 gün yerine 4 gün çalışsın ve ailelerine, sevdiklerine hobilerine, sosyal hayatlarına daha fazla zaman ayırsın.(Bence de insanın daha verimli olması için iyi bir formül)
Ayrıca Marin ulaştırma bakanı olduğu dönemde de bu sistemi savunuyordu.
Genç Başbakan bunu başarabilir mi bilinmez. Biz buradaki SİHİRLİ kelimeye odaklanalım.
ZAMAN… Dünyada en değerli şeyler sıralamanız nasıl?
Canlı yaşamı ve Zaman, değişmez ilk iki olmalı bence. Bunların dışında her şeyin yokluğu bir şekilde telafi edilebilir.
Bu iki unsur, yaşam ve zaman, gitti mi geri gelmeyen harcamalarımızdır.
Peki dev bir metropol olan İstanbul’da biz nasıl harcıyoruz zamanı.
Harcadığınız parayı bile telafi edebilirsiniz fakat harcadığınız zamanın telafisi yoktur.
Bırakın hafta da dört gün çalışmayı, hafta da altı gün ’de çalışsak, razıyız biz.
Yeter ki, işe gidiş- gelişlerde insanı ulaşım şartlarını oluşturalım.
Bu bizim için hafta da 4 gün çalışmaktan daha büyük bir kazanç olur.(ŞİMDİLİK VE ÖNCELİKLİ OLAN)
Hangi kahraman bunu başarabilir bilmiyorum ama bu kentin trafik sorunu acilen çözülmeli.
Vatandaşa yapılacak en önemli ve kutsal hizmet budur. İnsanlara hayatlarına ilave edilecek zaman kazandırmaktır.
Çok basit bir hesap ile genel olarak insanlar, insanı olmayan şartlarda, günde, gidiş – geliş ortalama 3 saatlerini işlerine ve evlerine gidip gelmek için harcıyorlar.
6*3saat =18 saat neredeyse hafta da bir gün. Biz bu ülkeyi ve bu kenti çok seviyoruz.
Bununda maddi ve manevi bedelini ödüyoruz. En azından hafta da yarım günümüzü geri iade edin
bize.
Elbette biz Finlandiya’nın tartıştığı yere gelmek için daha cookkk çalışmalıyız.
Bari şu trafik işini halledelim. Çok uzun yazmaya gerek yok…

Kaldı ki bu şehirde yaşayan herkesin
bildiği en iyi konu bu zaten.


AVCILAR DA YAPILACAK İŞLER…
Buraya yazacağız ama elbette daha önemli ve ivedi işler de vardır. Bunlar bizim önerilerimiz.
Bizim listemizin önem sırasına göre yazacak olursak…

1- Acilen, Gümüşpala’ yı, Denizköşkler ve Merkez mahallelerine bağlayan Kuruçeşme alt geçidinin tehlike arz eden durumunun ortadan kaldırılmaya çalışılması.


Şöyle ki bu alt geçidi kullananlar veya görenler bilir, fiziki durumundan dolayı (yapı olarak dar bir alan üzerinde kurulu) araç ve yaya trafiği adeta iç içe geçmiş durumdadır. İşin aslı da, bu araç alt geçidinin yayaların kullanımı için yapılmamış olmasıdır. Yayaların kullanmaması da uyarıcı levhalar ile belirtilmiştir. Ancak pratikte bu mümkün olmamaktadır.
Kaldırım görevini üstlenen alanların bir tarafı 38 cm dir. Diğer tarafı ise 78 cm dir.


Düşününki karşılıklı yürüyen iki kişi yan yana geldiklerinde yola taşma ihtimalleri çok yüksektir ve hatta mecburidir.
Bebek arabası ile burayı kullanan bir anne veya baba güvenli şekilde kaldırımdan faydalanamaz. Yaşlı, çocuk, öğrenci bu alt geçidin aslında kullanılmaması gereken, kaldırım kısmından güvenli bir şekilde faydalanamaz. Önümüz kış havalar erken kararacak, bir ihtimal okullar pandemi sürecinde de açık olacak. Önümüzdeki günler de burada üzücü veya sıkıntılı bir durum yaşanmaması için burada söz ve
yetki sahibi kim ise ( avcılar belediyesi veya ibb) gerekli önlemleri almalıdır diye buradan uyaralım.
Sanıyorum alan yetersizliğinden dolayı da yaya ve araç trafiğini ayırabilecek bir korkuluk monte etme şansı olmayabilir.
En asgari şartlarda, yayaların daha görünebilir kılınması ve kaldırımın sürücüler için daha dikkat çekmesi adına, kaldırım alanları fosforlu gece şartlarında parlayan bir boya ile boyanabilir. Gerekli uyarıcı levhalar kullanılabilir. Veya yaya trafiği iptal edilip üst geçide yönlendirilebilir. En olmadı istedikten sonra bu işin uzmanları buraya bir çare üretebilir. Bizden uyarması…
Bugün iş güvenliği kanunlarında bile tehlike arz eden noktalarda işveren tarafından uyarıcı
levha veya gerekli donanımların uygulanması mecburiyeti vardır.
Kaldı ki kamu hizmeti veren kurumlar ’da işlerini güvenlik prosedürlerine uygun bir biçimde
yapmak la mükelleftirler.
Özel işletmelere gelince mecburiyet, kamu hizmetine gelince keyfiyet olmaz.

Not: BU YAZI YAYINA GİRMEDEN BİR KAÇ GÜN ÖNCE BELEDİYE BAŞKANIMIZ SN. HANÇERLİ
İLE GÖRÜŞME FIRSATIMIZ OLDU. DURUMU KENDİLERİNE ŞAHSEN İLETTİM. BU KONU İLE
İLGİLİ BİLGİSİ OLDUGUNU VE EN ACİL ŞEKİLDE BURA DA GEREKLİ ÖNLEMLERİN ALINACAGINI
BİLDİRDİ. HASSASİYETİ İÇİN TEŞEKÜR EDERİZ.

2- Daha kapsamlı bilgi almak için AVCILAR SU ÜRÜNLERİ KOOPERATİFİ nin 0212 590 30 44 nolu
telefonunu birkaç kez aradım fakat kendilerine ulaşamadım.
Bu yüzden bu konuda kendi düşüncelerimi sizinle paylaşayım. Bu düşüncelerimi gerekli yerler
ile görüşüp olgunlaştırıp, somutlaştırdıktan sonra sizinle yeniden paylaşırım.

Kısaca yazayım, öyle sanıyorum ki balıkçılarımız avladıkları deniz ürünlerini balık haline
götürüp satıyorlar. Oradan da çarşı, Pazar esnafı tarafından temin edilip tezgâhta satış a
sunuluyor.
Aynı zamanda kıyı kenti de olan Avcılarımızda, sahil de uygun bir yere balık pazarı kurulabilir
mi?.
Belediyenin alım garantisi ile ilk elden balıkçılarımızdan alınan bu deniz ürünleri, halka daha
uygun bir fiyata ulaştırılabilir mi?
Bunun için bir proje geliştirilebilir mi?
Benimkisi bir düşünce sadece, ilgili kurum ve kişiler bu işin gerçekleştirilebilme olanağına
oranla konuyla ilgilenirler sanırım.
Biz buradan bir olta atalım…


3- Yine tarım a dayalı, halk pazarları kurulabilir mi?
Avcıların 10 mahallesinde birer tane olmak üzere belediye HALK MARKET kurulamaz mı?,
Sadece ilk etap da bile bakliyata dayalı ürünlerin paket satışları yapılabilir. Trakya nın ve
Anadolu’nun çiftçisinden doğrudan alım yapılıp avcılar halkına kar amacı gütmeden bu
ürünler ulaştırılsa Avcılar halkı için iyi bir hizmet olmaz mı?
Tarla dan ürün tedariki en maliyetsiz kaynak yaratma yöntemi değil midir?
Bunun üzerine, sadece göndereceğiniz kamyonun nakliye masrafı vardır. Nakliye, yer kirası
(belki de belediyenin yerleri de vardır bu anlamda kullanabileceği) burada görevli
arkadaşlarımızın maaş gideri, elektrik gideri,
Toplam maliyet aşağı yukarı budur. Bir, iki kalem maliyet bile üstüne koysanız bence halkın
uygun ve kaliteli gıda alımı için yine de büyük bir fırsat ortaya çıkarmış olursunuz. Nohut,
fasulye,prinç,bulgur,mercimek,buğday.barbunya,mısır vb. ürünlerin aracısız avcılar halkı ile
buluşturulması aynı zamanda bir kamu görevidir de .
Elbette kentsel dönüşüm de bir hizmet tir. Bununla birlikte biraz da tarım a dayalı hizmetlerin
önünü açmamız ve teşvik etmemiz gerekmez mi?
Beton dan dan toprağa doğru bir ivme hareketi başlatmak gerekmez mi?
(Ancak bu tarımsal ve bu tip kamusal faaliyetlerin, şöyle bir handikabı olabilir.
Çok zahmetlidir. Bazılarına angarya gelebilir. Ve örneğin, kentsel dönüşüm işi kadar hızlı kar
sağlayan bir iş değildir.
Birilerine değil, halkı oluşturan bireylere yarar, DURUMU olan için değil, DURUMU olmayan
için faydalıdır.)
Neyse bunların değerlendirilmesini yine ilgili kurum ve bu kurumları yönetenlerin
belediyecilik bilgilerine ve tecrübelerine bırakalım.
Şimdilik burada noktalayalım. Sevgi ile…

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.