Savaş ya da Barış

Hangisini tercih edersiniz.

Savaş veya çatışmayı en ufak bir tecrübesi, bunlara tanıklığı olan hiç kimse savaşı tercih etmez, edemez.

Bu işi meslek olarak seçmiş askerler bile mecbur kalmadıkça savaşı tercih etmezler.

Dünyanın en büyük askeri dehalarından biri olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 

‘’ Millet hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş cinayettir’’ sözü savaş meydanlarındaki durumu en acık şekilde özetler niteliktedir.

Çünkü savaş konuşurken kolay yaşarken zordur.

Çünkü siyasilerin kendi geleceklerini şekillendirmek için dile getirdikleri söylemlerin çoğunun içi boş ve yalandır.

Cephe de yaşananlar ise buz gibi soğuk bir gerçektir.

Savaşı dillendirenler, savaş sırasında geceleri sıcak yataklarında yatarken, çıkardıkları savaş da oğulları, torunları, yakınları yer almaz. Savaşanların ise savaş meydanlarında, bedenlerinden önce ruhları üşür.

Günlerce yorgunluğun üzerine geceleri üç, beş dakika kapatabilirlerse gözlerini, üç, beş saat uyumuş gibi gelir onlara.

Açlık, susuzluk, korkular… Geride kalanlar birçok olumsuzluk, savaştırılan ve savaşın kaderine maruz bırakılanlara sunulan seçeneklerden birkaç tanesidir.

Çocuklar dan , kadınlardan, yaşlılardan bahsetmiyorum bile…

Mermiden önce tüfeğin soğuk namlusu deler insanın göğsünü.

Savaşa karşı olanların çoğu vatan hainliği ile suçlanabilir.

Savaşa karşı olanların çoğu korkaklıkla suçlanabilir.

Savaşa karşı olanların çoğu mahalle baskısı ile konuşamayabilir.

İşte asıl korkaklık ve ihanet tüm bu baskılara karşı susmaktır.

Peki, tek seçenek savaşmak mıdır?

Savaşı kendi  siyasetlerinin motor gücü gibi görenler “ Yurtta sulh, Cihanda sulh” söyleminin içindeki diplomatik kararlılığı anlayamazlar elbette.

Sanmıyorum ki  dünya tarihinde, bir devlet veya herhangi bir devlet adamı, canı sıkıldığı için bir savaş çıkarmış olsun.

Bir savaş başlamadan önce mutlaka, bir takım temaslar, bir takım karşılıklı hamleler, bir takım diplomatik girişimler olacaktır.

Doğru ve etkili bir diplomasi ile savaş a meydan vermeden, istediğinizi alamaz mısınız?

Ulusun ve devletinizin kaderini zekâ ve kabiliyetinizle savaşmadan da şekillendiremez misiniz?

Yakın tarihimizde savaşmadan sonuca ulaşılan bilindik örnekler vardır.

Hatay sorunu

Kardak krizi

Abdullah Öcalan ın Suriye den çıkarılması gibi.

Yani var olan veya çıkması muhtemel savaşları, daha önce den de olduğu gibi, kınayarak ve ya şiddetle kınayarak değil, etkin, kararlı ve net bir tavır alarak durdurabilirsiniz. Bunun için caba harcayabilirsiniz.

Çocuklar ,gençler, kadınlar, hayvanlar ölmesin diye savaş dan önce mücadele verebilirsiniz.

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.