Kadın Cinayetleri Politiktir

Bir eğitimci olarak aslında ilk yazımı hep eğitim üzerine yazacağımı düşünmüştüm . Baktım neresinden tutarsam elimde kalıyor makası açık tutayım sonra yazarım derken bu gün dört gündür annesini arayan ,barınaklara ücretsiz veterinerlik hizmeti veren sevgi dolu bir evladın yazısını okudum. ‘’Annem, şarkılar ,türküler söyleyen, bahçesinde çiçekler yetiştiren, kediler besleyen bir insandı’’.
Annesi,’’ Neden öldürdün’’ diye sorulan soruya ‘’seviyordum’’ diye cevap veren mahluk tarafından öldürülüp bataklığa atılmış…Tıpkı gözlerinden hayat fışkıran ,gülüşlerinden güneş doğan ama artık olmayan diğer kadınlar gibi…
Son 3 günde 4 kadın katledildi. Bunlar sadece sosyal medyaya yansıyanlar. Duyulmayan, bilinmeyen nice başka cinayetlerin olduğunu da pekala biliyoruz! Ne yazık ki bir kadının hayatının hiçbir önemi yok bu ülkede. Üstelik sistem, bir kadını, bir erkeğe karşı koruyan erkeği de cezalandırıyor. Kadir Şeker oradan geçmiyor olsaydı, o kadın öldürülseydi, katili bu kadar ceza almazdı. Kadir, 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Fen lisesi öğrencisi, o sene sınava girip tıp okumayı hayal eden Kadir, bir kadının yardım çığlığına kayıtsız kalamadı. Belki de birkaç gün önce çocuğunun yanında boşandığı kocası tarafından boğazı kesilen Emine Bulut’un ‘’ölmek istemiyorum’’ haykırışını düşünüp.

İsim isim saymayacağım nice kadın öldürüldü gözlerinin içine sevgi ile baktıkları, selam verdikleri ya da reddettikleri adamlar tarafından.(adam derken onlar adam olduğu için değil içimden geçen sıfatı yazsam hakarete gireceği için adam yazmak zorunda kaldım) tecavüz edildi, kesildi, yakıldı, betona gömüldü, bataklığa atıldı, kurşunlandı, bıçaklandı. Her biri farklı sosyo-kültürel yapıda, yaşta, eğitim seviyesinde, ekonomik durumda yüzlerce kadın… Birçoğu gelen ölümlerini sezmiş uzaklaştırma kararı çıkarmış, kolluk güçlerine başvurmuş yüzlerce kadın… Özellikle son yıllarda dizilerle, tv programlarında, yaşamımızın her alanına damıtılarak meşrulaştırılan bir şiddet var ve bunun en büyük mağduru da kadınlar. Dizinin esas oğlanı kadınını(!) dövüyor, sonra elbise ,takı alıyor, mahallenin bıçkın delikanlısı her dişiye yan gözle bakıp, sözlü taciz edebiliyor ama kız kardeşine selam vereni bıçaklıyor. Herhangi bir akşam elinize tv kumandanızı alıp söyle kanalları bir tarayın siz de göreceksiniz. Politika; bizim hayata, birbirimize, hatta börtü böceğe bakış açımızı, davranışlarımızı şekillendirir; hayatımıza yön verir. Bu nedenle de kadına yönelik şiddet politiktir.

Kadın cinayetlerini salt adli vaka olarak değerlendirmek yapılacak en sığ bakış açısı olsa gerek. Kadınları güçlendirip, toplumda bağımsız bireyler haline getirmek yerine, 8 yıllık zorunlu eğitimden, 4+4+4 e geçerek eğitim alma hakkını elinden alan, kadınları iş hayatına kazandırmak yerine ‘’börek yapmasını ‘’ salık veren, tekel ürünü almak için 21 yaş sınırı koyarken silah almak için 18 yaşı yeterli gören,’’ başı açık kadın perdesiz eve benzer, hamile kadın sokağa çıkmamalı’ dan başlayıp ‘’kadın kahkaha atmamalı’ ya kadar gidecek şekilde toplumsal baskıya yol açan ,aileyi ve kadını güçlendirme politikalarını uygulamak ve bunları yasal düzenlemeye koymak yerine var olan yasaların bile kaldırılmaya çalışıldığı, Diyanet’e ayrılan bütçenin 200/1’inin kadına ayrılmadığı, kadının yeri evi, kocasının dizinin dibidir, gelinlikle çıkan kefenle girer dendiği, kadın-erkek eşitliğini sağlayacak politikalar üretilmediği ve hayata geçirilmediği ve en önemlisi kadın cinayetlerinin politik değil namus davası gibi algılanmasını empoze eden yandaş medya sayesinde her gün birbirinden bambaşka yaşam şekilleri olan kadınların katledilmesi devam ediyor. Artık kayıp rakamlarını bile takip edemez olduk . Duyduğumuz, sosyal medyaya yansıyan şekli ile her gün ortalama 5 kadını kaybediyoruz…

Bir kez daha yüksek sesle söylüyorum; kadın cinayetleri politik cinayetlerdir. Bunun partisi, memleketi, mezhebi, dini, dili yoktur. İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284 nolu yasayı kabul etmek ,sözleşme maddeleri uygulanmadıktan sonra yeterli değildir. Cumhuriyet devrimlerinden uzaklaşılıp, anayasal hakların olması gerektiği gibi uygulanmaması ile kadınlara yönelik her türlü şiddetin her geçen gün daha da arttığını üzülerek görüyoruz. Kadını toplumsal mücadele ve sosyal hayatta görmek istemeyen zihniyet, doğrudan müdahale edemese de bu rolü onlar için üstlenenleri adeta görmezden geliyor ise bir gün siyah beyaz resmimizim sosyal medyada paylaşılmaması için yapılacak en önemli şey; kadınların birbirine sahip çıkması ve bu zinciri kıracak evlatlar yetiştirmedeki gayreti olacaktır. Hangi şartlarda olursanız olun, çocuklarınızı sevgi ile büyütün çünkü anne kokusuna katık edilen buselerle büyüyen çocukların derisinden yüreğine geçen o damıtılmış sevgi, hep baki kalacaktır…

Sevgiyle ve sağlıcakla kalın .

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

 zafer şen 16 Ekim 2020 Cevapla
1 0

… kalemine , bakış açına
sağlık sevgili Banu .. ne güzel bir pencereden ve ne güzel bir dille yansıtmışsın bu kanayan yarayı
… varoL 🙏

1 0

Çok doğru bir tespit ve güzel bir yazı tebrik ediyorum Bir sonraki yazını merakla bekliyor, ve başarılar diliyorum

 A C KK 18 Ekim 2020 Cevapla
1 0

ÜLKEMİZDEKİ BÜTÜN SORUNLARIN KAYNAGIDIR BU SORUN. İSABETLİ BİR KONU SECTİĞİNİZ İÇİN DE TEŞEKKÜR EDERİZ SEVGİLİ HOCAM

1 0

yine farkınızı koymuşsunuz ortaya Banu hanım teşekkürler

1 0

kadınlar üzerinden yapılan bu zülmü bitirecek olan yine kadınların güçlü iradesidir.