ÇOK FAZLA SEÇENEĞİMİZ YOK. DEPREMİN YER ZAMAN VE ŞİDDETİNİ BİLİYORUZ.

Bu yazımı İzmir/Seferihisar da 30 Ekim de meydana gelen üç kuruluşunda ayrı, ayrı tespit ettiği (AFAD 6,6- KANDİLLİ 6,8- ABD kuruluşu 7.0) ve kayıtlara geçirdiği depremden altı gün sonra yazıyorum.

Çünkü bu gibi afetlerden sonra insanın biraz kafasını ve ruhunu toparlama ihtiyacı oluyor. İzmir sallandı büyük acılar yaşadı ama hepimiz milletçe dağıldık.

Zihnen, ruhen ve fiziken toparlanmaya çalışıyoruz.

Çünkü deprem i hepimiz gerçek olarak da, zihin olarak da, belirli periyodlarda her zaman yaşıyoruz.

Dolayısıyla ülkenin herhangi bir noktasında meydana gelen bir deprem hepimizi çok yakından ilgilendiriyor ve etkiliyor.

Bir diğer yandan da ‘’deprem acılarını siyasete malzeme yapmayın’’ diye de bir klişe var.

Yani Türkçe tercümesi, bu yaşanan acılardan dolayı siyasetçileri sorumlu tutmayın anlamına gelen.

Kader denilen bir şey var siyasetçi ne yapsın demeye de gelebilir.

Sen siyasetçi olarak, ahlaki olan, olmayan her bir durumu, konuyu, kavramı hiç kaçırmadan seçim kazanmak için hoyratça kullanacaksın ama ben senin sorumluluğunda olan ve insan hayatını direk ilgilendiren, faturası hem ülkeye, hem millete çok ağır olan bir durum hakkında sana toz kondurmayacağım öylemi?

Öyle değil.

Bu tamda siyasetçilerin yani ben ülkeyi daha iyi yönetirim diyenlerin suratına tokat gibi çarpacağımız bir konu.

Vatan haini, terörist, işbirlikçi son beş, on yılda siyasilerin ağızlarından düşürmedikleri ucuzlattıkları kavramlar bunlar.

Vatan haini kimdir? Terörist kime denir? İşbirlikçi ne yapar ben bunları bilmem ama merak edip araştırdığım şeyler vardır. Onları sizinle paylaşacağım.

Kafamızın içinde, işin mantığını bir oturtalım. İşte o zaman her şey daha net ortaya çıkar.

İşi yoruma bırakmayalım, matematik ile ilerleyelim. Matematik yoruma acık değildir.

1+1= 2 yapar. İşte şartlar öyle olursa, durum biraz değişirse. Yan çevirirsek, çamura bularsak 1+1 in 3 yapma ihtimali de olabilir diye bir şey söz konusu olamaz.

Öyleyse başlayalım,

Önce bize kılavuzluk edecek, ortalama bir fikir verecek bir veri bulalım.

Bunu da 2000 – ila 2020 ARASINDA ARAYALIM. Bize yakın tarihler, sonrasında biraz daha geri gidebiliriz.

4,5

4,6

4,7 bunlar oldukça ciddi ve can ve mal kaybına neden olabilecek büyük depremler ancak bunları araştırmamıza dahil etmeyelim.

4,8 ve üzeri deprem hareketliliği olan kayıtlara bir göz atalım.

2000 ve 2020 tarihleri arasında ( 30 Ekim İzmir depremi dahil) 4,8 ve üzeri tam 37 deprem olmuş ülkemizde.

Meraklıları için detaylarını da vereyim.

4,8 = 2 adet —-4,9 = 1 adet —5,1= 1 adet —5,2= 3 adet —5,3= 1 adet —5,4= 1 adet — 5,5 =2 adet —

5,6= 2 adet —5,7= 2 adet —5,8 = 4 adet —5,9 = 3 adet —6,0 = 3 adet— 6,1= 3 adet —6,2 = 1 adet—

6,3 = 1 adet — 6,4 = 1 adet — 6,5 = 1 adet — 6 ,6 = 2 adet 6,7= yok — 6,8 = 1 adet —6,9 = 1 adet —

7,2 = 1 adet

20 yılda 4,8 ve üzeri 37 deprem yaşamış ülkemiz yani başka bir anlatımla, fazla, fazla yuvarlayarak da söyleyeyim.

6,5 ayda bir, çok ciddi depremler yaşıyoruz.

Yani zaman belli, tarih belli, = 6,5 ayda bir.

Şiddet belli = 4,8 arası ve 7,2 arası

Yer belli = TÜRKİYE ( fay hatları belli nerede deprem olduğu kayıtlarda belli yani eldeki verilerle Türkiye genelini daha da küçük oranda ölçeklendirebiliriz)

Şimdi hal böyle iken buna tedbir alamıyorsak kimse kusura bakmasın.

Fazla seçeneğimiz yok.

Ya zeka seviyemiz yetersiz,

Ya beceri kabiliyetimiz eksik

Ya da vatan a ihanet içerisindeyiz.

Diğer bir seçenek ise, fazlası ile akıllı olmamız, bir üst akıl şunu mu öngörüyor acaba.

Kaçak ve imara aykırı yapıların, çarpık ve plansız yerleşimin depremler vasıtası ile kendiliğinden yıkılmasını bekleyip yıkım maliyetlerini mi düşürmek niyetinde.

İşte gördüğünüz gibi deprem insanlarıyız, deprem nerede nasıl olursa olsun bizi etkiliyor. NEREDE NASIL OLACAGI DA BELLİ ZATEN

Deprem sonrası yaşanan acıları, paylaşılan bir kuru ekmeği, acı hikâyeleri yazmıyorum. Onları hepimiz çok iyi biliyoruz, çokça tecrübe ediyoruz.

1900 ve 2000 arası 5,4 – 7,9 arası ve genel de 6 küsur ve 7 küsur olmak üzere 73 deprem yaşamışız.

Şimdi her şey kabak gibi ortada iken, yaşanan acıları tv lerde izler iken asıl suçlunun kim olduğunu hala merak ediyor musunuz?

Zaten 6 ayda bir, olan bir şey için hükümetler işi güçü bırakıp buraya neden odaklanmazlar.

Bu soruna neden çare bulmazlar da, biri ötekinin özel hayatını diline dolar, beriki diğerinin mezhebini sorgular.

Bunları yapacağınıza yüreğiniz yetiyorsa birlikte ülkenin bağrına saplanmış bu hançeri çekip çıkartın.

Bunların hiçbirini yapmıyorsanız hiç olmazsa…

Suçlu… Kendiliğinden ayağa kalksın.

Deprem kadar acı olan başka bir şeyde;

Deprem ile ilgili toplanan vergiler için, muhalefet partisi ne oldu diye sorunca’’ bunu anlatacak vaktimiz yok’’ diyenlerin eminim şimdide anlatmak için vakitleri yine yoktur.

O zaman toplanan vergilerin ne olduğunu bulmak da bizim ya hayal gücümüze kalıyor yâda gerçekleri görebilme kabiliyetimize.

Sevgi ile…

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.