TEĞMEN

Siz sanmayın ’ki birkaç aydan bu yana seeyir de yazıyorum. Aslında çok sık olmasa da zaman zaman anılarımı, hayatımın önemli anlarını kaleme almışlığım var öncesin dede. 

Bu iş için orta ölçekli bir bavulum var. İşte onu karıştırdım biraz, gündemle de denk düşen veya düşürmeye çalıştığım notlar ilişti gözüme.

Yıl 1997 aylardan Mart 2280 metre yüksekliğindeki haritadan bakınca Yassı dağ diye görebileceğiniz yükseltiye tırmanıyoruz. Tek sıra halinde bir tabur eli silahlı genç çocuklar.

Sabaha karşı üç-dört suları hava soğuk, yükümüz ağır her adımda, zirve biraz daha yaklaşacağına daha da uzaklaşıyor. Bir kaç genç çocuk ötemde TEĞMEN Metin var. Yeni mezun olmuş ilk görev yeri, Siirt in Eruh İlçesinin bir köyün deki tabur olmuş. Azimli, cesur, zeki. Tabur komutanı Yarbay çok aşağılarda.

Telsiz le Metin teğmen den bilgi istiyor o da bir yandan doğadaki bu zorlu mücadeleden yorulmuş, âmâ asla pes etmeye niyeti yok bir yandan da kısık bir sesle bilgileri geçiyor.

Bu tırmanış sürerken, Tabur daki termal kamera ulaşılacak zirveyi tarıyor. Bu esnada o nokta da canlı belirtisi tespit ediliyor. Telsiz konuşmasının ana konusu bu. Bölgeyi hakim bir yerden kontrol etmeniz için sarp ve kayalık bir noktadan zirveye çıkmanız lazım. Çantanız tüfeğiniz derken, baya bir cebelleşmeniz lazım yukarıda sizin neyin beklediğini bilmeden karanlıkta tırmanmaya devam ediyorsunuz. Belki de birazdan o soğuk ve karanlık dağ başında hayatınız son bulacak.

Ama o kadar kişinin güvenliği için birkaç kişinin önce den bu tehlikeye göğüs gerip yukarı çıkıp zirveyi ele geçirmesi gerekiyor.

20-25 kişilik öncü grup olan bizim yanımızda sadece iki teğmen var. Ali Can TEĞMEN ve Metin TEĞMEN cesarette, fedakârlıkta birbiri ile yarışan bu iki genç teğmen o kadar genç e cesaret veren onları motive eden, görev aşkını onlara aşılayan.

Finalde Ali Can Teğmen o görevi kimseye bırakmadan 8-10 askeri ile zirveye çıkıyor. Kendi hayatını ortaya koyarak o kadar genç insanın emniyetini alıyor.

Metin teğmeni nasıl ikna etti bilinmiyor. Belki de ondan hızlı davrandı.

İnternetten aratırsanız bulursunuz Teğmen Güven KÖSEN, Genç yaşta sevdiği mesleği ile gerekirse bu vatan uğruna seve, seve canını vermesi noktasındaki inanmışlığı ile yaşamı son buldu.(şehit oldu)o da tıpkı az önce okuduğunuz Teğmenler gibi aynı taburda görev yapıyordu. Aralarında belki altı ay var veya yoktu. Adını tabur un arkasındaki tepe ye yazdılar. Şehit Teğmen Güven KÖSEN.

ŞEHİT TEĞMEN GÜVEN KÖSEN

Yine 1998 de benim şahitlik ettiğim bir başka bölgede, bir başka Teğmen Murat yaralanır. Neden biliyor musunuz Teğmenler askerlerinden önce atılırlar öne onlara cesaret vermek için.

Teğmenler çıkar hesabı yapmazlar, yarın ne olacağım diye düşünmezler neye inanmışlarsa onu yaparlar. Bu sizin hoşunuza gitmese de onlar yaparlar.

Hem de herkes den önce yaparlar.

Ali Can Teğmeni çok yakından tanırım, yaklaşık bir sene omuz omuza yaşadık, görev yaptık, mücadele ettik.

Takımının karşısına çıkan ufak, büyük her tehlikede askerlerini göndermek yerine onları geri çekip kendisi ni öne atan bir Teğmendi.

Onu tanıdığım için çok şanslı addederim kendimi her zaman.

Bir başka Teğmen Mustafa Fehmi Kubilay ı anlatmama hiç gerek yok sanırım.

Demek istediğim bir teğmen önce kendini düşünmez önce yanındakileri ve arkasındakileri düşünür.

Biri gider, biri gelir Teğmenler bitmezler. Onlar her şeyin garantisidir. Cumhuriyetin, özgürlüğün, demokrasinin. Barışın ve güvenliğin.

O gençlik, o dinamizm, o idealizm bunu onlara zorunlu kılar.

 İşte bu yüzden siyasi gelişmeler karşısında oluşturduğumuz tepkilere biraz daha soğukkanlı ve durarak, düşünerek bakmamız lazım derim.

Teğmen Çelebi şu anda CHP örgütü içinde yerden yere vuruluyor, yazılanlardan çizilenlerden bunu anlıyoruz.

Ben kendisinin tertemiz bir siyasetçi olduğuna inananlardanım, parti için elbette büyük bir kayıp. Ben de parti içinde mücadelesine devam etmesini isterdim. 

Bütün sıkıntılar içinde bu tercih, özellikle zamanlama olarak daha doğru olabilirdi.

Ancak asla bunu kendisine dayatmayı doğru bulmam. Tercih ettiği yola da saygı duymayı tercih ederim.

Çabuk kahraman ilan edip, daha da çabuk bir şekilde harcamak bence hiç de samimi ve gerçekçi değil.

Efendim, insanlar ona oy verdi, iyi ya işte, oy verdilerse, doğru olduğuna inandığın şeyi yap seninleyiz diye oy verilir.

Efendim insanlar CHP ye oy verdi, aldığı oya ihanet etmesin de deniliyor.

Tamam, da CHP ye oy verenlerin tamamının senin gibi düşündüğünü nerden çıkarıyorsun bak ben farklı düşünüyorum.

Bazı eleştiriler de parti içinde emek vermeden, mücadele etmeden, garanti bir yerden vekil adayı yapıldığı yönünde. 

İnsan bunları okuyunca çok üzülüyor.

Bunu yazıp çizenlere buyurun 41 ay zindanlarda kalın, gençliğiniz, geleceğiniz, işiniz, itibariniz, emekleriniz, ellinizden alınsın üzerinize atılan çamurlarla mücadele edin, üstüne 41 ayda mahpus yatın sizi de garanti bir yerden aday yapalım desek nasıl cevap verirler.

Teğmen Çelebi, var olan düzene eyvallah deyip siyasi geleceğini, kişisel ikbalini önceleseydi ve hiçbir şeye ses çıkarmasaydı çok rahat ederdi eminim.

Demek ki rahat etmek istememiş, akranı olan başkaları gibi, verilen görevi eline yüzüne bulaştırıp üstüne ödüllendirilmesi durumlarına pek alışık değil ki sesini çıkarmak ihtiyacı hissetmiş.(Askeri  eğitimi buna engel olur zaten.)

Ve bu kadar eleştirenler, kendisini 10 dakika, 15 dakika bir yerlerden açıp dinlediler mi acaba?

Bazı siyasi konularda Teğmen Çelebinin düşüncelerine katılmıyorum. Onun gibi düşünmüyorum.

Buna rağmen onun inandığı uğurda gösterdiği mücadeleye saygı duyuyorum.

Mücadelesinde samimi olduğunu düşünüyorum. İşte tamda bu yüzden onun aldığı bu karara saygı duyuyorum. Kendi ikbali için değil inandığı şekli ile bildiği yoldan mücadelesine devam etme azmi görüyorum.

Efendim çok kritik bir dönemdeyiz birlik olmamız lazım dağılmamamız lazım.

İnanın bana, mahalle seçimlerinden genel seçimlere oradan da büyük kurultaylara kadar hep aynı söylem. Bu söylem her dönem arkasına sığınıp insanları baskılamanın en güzel ve geçerli yolu. Maksat yıllardır oturulan koltuklar kaybedilmesin, Bunu söyleyenlere evet parçalanmayalım çok haklısınız, siz kalkın da  o koltuklarda biraz da bu işi daha iyi yapanlar  otursun dediğinizde de düzene başkaldıran, ayrılıkçı ve bozguncu oluyorsunuz./olacaksınız.

Netice de gitmek isteyen gidebilir, kalmak isteyen de mücadeleye parti içinde devam eder. Sonuç olarak Teğmen Çelebinin gitmesini yerden yere vuracak kadar sert eleştirenler katılmıyorum.

Bir kaç vekilin gitmesiyle kan kaybedeceksen, senin kan akışında bir terslik var demektir bu zaten.

Yani bugüne kadar idare ediyorduk, müsaade edin de bundan sonra da idare edelim işte nin başka bir dille söylenmesidir.

Bence eleştirmeyin Teğmen Çelebi yi ona bugüne kadar ki parti içi ve Cumhuriyet mücadele si için teşekkür edin, öpün başarı dileyin ve öyle gönderin.

Ancak anlıyorum ki, parti için de ne olursa olsun parti mensuplarının hiçbir şekilde ses çıkarmaması ve sorgulamaması gibi bir düşünce ağırlık kazanıyor.

İtiraz etme, ses etme, sadece itaat et diyemezsiniz kimseye. Sonunda birisi çıkar ve idare etmek yerine ,itiraz eder.

Örgüt idare etmek istemiyor, örgüt iktidar olmak istiyor.

Sevgi ile…

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

 Ceyda cesur 10 Şubat 2021 Cevapla
0 0

Çok doğru noktalara değinilmiş tebrik ederim